|| Arkadaş Bul || 3D Msn Emotions || Video izle || Resim Galerisi || Magazin Haberleri ||

 

Bunları biliyormuydunuz? » Kim, kimdir? » Sanat

Ümmü Gülsüm



 

DOĞUMUNDAN 1952'ye KADAR YAŞAMI Ümmü Gülsüm, yoksul bir ailenin son çocuğu olarak Mısır’ın Nil deltasındaki Dakhaliye eyaletinde Sinbillaveyn’in bir köyünde sazdan evlerden oluşan Tammay el Zahayrah’ta 4 Mayıs 1904’de dünyaya geldiği kabul edilir (Doğum tarihini 1898'e kadar götürenler vardır). Dindar ailesi onu nasıl bir geleceğin beklediğinden şüphesiz habersizdir. Köy, Nil Deltası’ndaki diğer yoksul köylerden farksız sazdan, en yükseği iki katlı evlerden oluşan küçük bir yerleşimdir. Babası Şeyh İbrahim el Seyid el Baltacı (öl.1932) küçük bir Cami’de imam, annesi ise Fatima el Maliji (öl. 1947) ev hanımıdır. Ümmü Gülsüm, bu ailenin üçüncü ve son çocuğudur. Mısır’da kız çocuklar evlenene dek baba adını kullandıklarından Ümmü Gülsüm’ün tam adı Ümmü Gülsüm İbrahim el Seyid el Baltacı’dır. Hafız olan babası, yıllarca kendi köyünde ve çevre köylerde ilahi ve kasideler okuyarak ailesi için ek gelir sağlar. Ümmü Gülsüm, ilk müzik eğitimine henüz beş yaşındayken babasından öğrendikleriyle başlar. Ailesi onu köylerindeki bizde o dönemdeki mahalle mektebine karşılık gelebilecek bir okula yollar. Ancak buradaki hocanın ölümüyle Gülsüm kendi köyüne 7 km. uzaklıkta, Izbat el Hevval köyündeki okula gitmeye başlar. Burada Kur’an’ı yazmayı ve makamlara uygun olarak okumayı öğrenir. Bu arada köylerinde komşularının -hepsi de ailesininki gibi- küçük ve yoksul evlerine özellikle Ramazan gecelerinde giderek ilahiler, kasideler ve Kur’an okur. Bu meclislerde küçük kızların şarkı söylemeleri ayıp ve günah sayıldığı için kendisine erkek giysileri giydirilir. Gülsüm’ün babası onun müzik yaşamının başlangıcındaki gerçek hocasıdır. Böylece sesinin etkileyici güzelliği giderek bütün Delta’da yayılmaya başlar. Mısır tarihine XX. yüzyıl ortalarına kadar damgasını vuran Hidivler sülalesinden Kral Fuad ve onun üzerinde bir güç olan İngilizler’in yönetimi sırasında ailesi sesini beğenenlerin israrlı önerileriyle 1923 yılında Kahire’ye taşınır. Kahire şüphesiz Mısır müziğinin kalbidir. Burada müzik eğitmenliğinin yanında saygın bir bestekar da olan Şeyh Abu’l ala Muhammed ile tanışır. Sanatçı, 1924-1928 yılları arasında kendisini keşfeden kişi olarak kabul edilen birçok şey öğrendiği hocasının dokuz bestesini seslendirir. Bu sırada Ümmü Gülsüm, Kahire’nin zengin mahallelerinin evlerine giderek orada şarkılar okumaya başlar ve hatta kendi geldiği fakir, küçük dünyasından bambaşka bir dünyada bulduğu bu insanların bazılarıyla arkadaşlıklar da kurar. Ancak repertuarı başlangıçta hala babasından öğrendiği genellikle kendi yöresine ait şarkılardan oluşur. Bu şarkılarsa 1920’lerin Kahire’sinde artık tutulmamaya başlayan iki ya da dört kişilik erkek vokal grubu eşliğinde okunan şarkılardır. Bu dönemde yeni şarkılar hatta eski şarkıların yeni versiyonları bile daha müzikal ağırlıklıdır. Mısır, bilindiği gibi Arapça’nın en güzel konuşulduğu yer olarak kabul edilir. Bu yüzden Klasik Arap Müziği’nde tıpkı Klasik Türk Müziği’nde Istanbul Türkçesi gibi Fossa denilen en iyi Arapça kullanılır. Bu Arapça ile halk arasında konuşulan Arapça arasında farklar vardır. Bu nedenle, sanatçının babası onu şiir ve Arapça dersleri için Mısır’ın en büyük şairlerinden biri olarak kabul edilen ve Ümmü Gülsüm’ün de onun sözlerini yazdığı birçok şarkıyı okuduğu Ahmed Rami’ye götürür. Ümmü Gülsüm, bu dönemde özellikle okuduğu kasideler ya da tawashih’ler okur. Ancak 1926’dan sonra aşk şarkıları okumaya ve 1928 yılına gelindiğinde ise artık Kahire’nin en başarılı icracıları arasında ilk sırada sayılmaya başlar. Sanatçı, 1920’li ve 1930’lu yıllarda sanatçı taş plak kayıtlarıyla sesini duyurur. Ancak tüm Ortadoğu’da tanınması Ulusal Mısır Radyosu’nun 1934 yılında kurularak, onun şarkılarına yer vermesi 1935’de de film piyasasına girmesi ile olur. Ümmü Gülsüm 1937 yılında konserlerini canlı yayınlamaları konusunda radyo ile anlaşma yapar. Sanatçı böylece, çoğunluğu kendisini hiçbir zaman görmeyen ve görmeyi hayal bile edemeyecek kadar yoksul ya da Mısır’dan uzaklarda milyonlarca kişilik dinleyici kitlesine bir anda ulaşır. Öte yandan halk tarafından da anlaşılabilen gündelik Arapça’yı edebi Arapça’nın yerine kullanarak okumaya cesaret ettiği şarkıları, fakir halk tabakaları içinde Ümmü Gülsüm’e olan hayranlığı, saygıyı ve sevgiyi yüceltir. 1930’larda repertuarı artık iyice popüler Mısır müzik zevki biçiminde şekillenir ve romantik aşk şarkılarını onun sesinden dinlemek artık insanlar için vaz geçilmez olur. Bu dönemde hatta daha öncesinden başlayarak 1924-1948 yılları arasında özellikle Muhammed el Kasabcı’nın (1892-1966) bestelerini seslendirir ve onun 72 bestesini okur. Film piyasası da Ümmü Gülsüm’e geniş kitlelere ulaşabilmenin yanında maddi büyük yarar sağlar. Sanatçı, aralarında Muhammed Abdülvahab’ın da bulunduğu çeşitli sanatçılarla şarkılar okuduğu altı film çevirir. Bu arada Gülsüm’ün filmlerinin de aralarında olduğu birçok Mısır yapımı film II. Dünya savaşı yıllarında tüm Ortadoğu ve Türkiye’de gösterilerek büyük beğeni kazanır. Şüphesiz Ümmü Gülsüm, Leyla Murad, Muhammed Abdülvahab gibi ünlü şarkıcıların filmlerinin normal olarak Arapça şarkılarla dolu olması Türkiye’de tek parti yönetimini rahatsız eder ve Arapça sözlü şarkılara sinemalarda yasaklar getirilir. Öyle ki dönemin CHP genel sekreterliği bu Arapça şarkılı filmlerin özellikle Arap kültürü etkisindeki Adana ve Mersin gibi kentlerde rağbet gördüğü, Türk diline darbe vurduğu gerekçesiyle filmlerin yasaklanmasına ilişkin İçişleri Bakanlığı’na yazı gönderir . Ümmü Gülsüm II. Dünya Savaşı yıllarında da şarkılarıyla tüm Ortadoğu’yu büyüler. Sanatçı, 1940’ların sonundan başlayarak gerçek anlamda Arap dünyasının tartışmasız en büyük sesi olarak ünlenir. Bu yıllar özellikle şair Bayram el Tunusi’nin şiirlerini ve besteci Zekeriya Ahmed’in bestelerini seslendirerek herkesi büyülediği sonradan Ümmü Gülsüm’ün altın çağı olarak adlandırılabilecek dönemdir. 1931-1960 arasında Zekeriya Ahmed’e ait otuz besteye ses verir. Gülsüm, Mısır’ın en önemli bestecilerinden olan Riyad el Sonbati’nin 1935-1972 yılları arasında tam 89 bestesini seslendirir. Bunların birçoğu şair Ahmed Rami’nin ve bazıları da Mısır’da ‘Şairlerin Prensi’ olarak ünlenen Ahmed Şevki’nin dizelerini içeren besteler. Gülsüm, Mısır'ın en önemli bestecilerinden olan Riyad el Sonbati'nin 1935-1972 yılları arasında tam seksen dokuz bestesini seslendirir. Bunların birçoğu şair Ahmed Rami'nin ve bazıları da Mısır'da "Şairlerin Prensi" olarak ünlenen Ahmed Şevki'nin dizelerini içeren besteler. Ümmü Gülsüm, 1937 yılında sağlık sorunları nedeniyle Vichy'e gider, 1946 yılında ise guatr sorunları nedeniyle depresyona varacak kadar ümitsizliğe düştüğü hatta sahnelere veda etmeyi düşündüğü ağır bir rahatsızlık geçirir. Sorunları bunlarla da bitmez ve 1947'de birlikte yaşadığı annesini kaybeder. Ardından da kendisi Amerika'dayken erkek kardeşini... Ümmü Gülsüm, ünü arttıkça Mısır aristokrasisinin en üst tabakasıyla tanışmaya ve arkadaşlıklar kurmaya başlar. Kral Faruk yönetiminde rejimin simgesi ve Mısır'ın dördüncü piramidi olarak kabul edilir. Bu arada kralın amcalarından biri olan Şerif Sabri Paşa 1946'da kendisiyle evlenmek ister, ancak sanatsal başarısı ne olursa olsun bir Nil köylüsünü kendilerine asla denk görmeyen kraliyet ailesi bu evliliğe derhal karşı çıkarak kınar. Dönemin Mısır aristokrasisi de bu evliliğe sıcak bakmaz. Ancak tüm bunlarda Şerif Sabri Paşa ile evlenme konusunda istekli olan Ümmü Gülsüm büyük bir hayal kırıklığı ve üzüntü yaşar. Tıbbi sorunlarının arttığı, Şerif Sabri Paşa konusunda hayal kırıklığı yüzünden duygusal olarak çöküntü yaşadığı bu dönemde Gülsüm, bestekar ve udi Mahmut Şerif'le evlenmeyi kabul eder. Ancak hem Ümmü Gülsüm hem de Mahmut Şerif tarafından bir hata olarak nitelendirilen üstelik hayranları tarafından da katıca eleştirilen bu evlilik ancak birkaç gün sürer. Öte yandan Mısır'ın 1948'de İsrail'e karşı savaşta hezimete uğraması vatanseverliği ile bilinen sanatçıyı derinden yaralar. Ordusundan zafer bekleyen Ümmü Gülsüm bu olaya çok üzülür. Alınan yenilgiye rağmen kutsal savaştan dönen Mısır ordusuna konserle moral vermeye çalışır. Konserde dinleyiciler arasında savaşın kahramanlarından birisi ve ilerde Ümmü Gülsüm ile aralarında dostluk oluşacak Cemal Adülnasır da bulunur.



 

Son Güncelleme: 2008-06-27 13:51
Gönderen: Dido
Revision: 1.0



Bu Kaydı Yazdır Bu Kaydı Yazdır

Lütfen bu girdiyi puanlayın:

Ortalama puanı: 0 üzerinden 5 (0 Oy verilmiş )

Tamamen faydasız 1 2 3 4 5 Çok Değerli

Siz Bu yazı hakkında yorumda bulunabilirsiniz.